Blog blog blog… Her
yerde görüyordum. “Yok o blog açmış, yok bloğunda şunu yazmış” dedikoduları,
reklamlarda bloglar, arama motorlarında bloglar, herkeste bir blog sevdası.
Dedim neymiş şu blog bi ben de göreyim…
Bir ara karaladığım bir şeyler vardı. Yayın evlerinden
birinin yayın yönetmeni ile görüştüm, “sen bi blog aç kendine, 3000 takipçi kazan
da öyle görüşelim” dedi. Editörüm de ona
arka çıkmasın mı.... “Sorasım geldi sen kimden yanasın; blogdan mı, benden mi?
“ diye… Hem ben hayatımda 3000 kişi tanımamışımdır, nerden bulacaktım onca
insanı da, “hadi şimdi beni izleyin” diyecektim…
Her ne kadar gözümde büyüse de, kararlıydım. Açacaktım bir
blog. Fakat sanal dünyaya o kadar meraklı biri değilimdir. Dedim “Tamam, ben
kurcalar eder bunu da yaparım”. Kankamı aradım. Ben heyecanlı, o benden
heyecanlı… Yazmak için bir adım daha atacam ya, mutlu hatun. Kolları sıvadık,
oturduk pc başına. Tabi o biliyor; “Bu böyle yapılıyor, şu şöyle; arka planı
şöyle yapalım, buraya metin yazacaksın, yok şunu yapıştır, bunu yaz, şuna
tıkla…”... “Ay dedim yeter. Bana fenalık bastı. Başka zaman yapalım”. O da
sevmez hiç bir şeyi yarım bırakmayı. Ama anlamıyor ki benim kafa bu konuda
yarım. Anlattıklarının yarısının yarısını bile anlamadım zaten. Bana uzak
şeyler… Ben kaçmaya çalıştıkça bitiricez diyo. Yok dedim bunla uğraşılmaz,
oturayım bari. Anlattı anlattı anlattı… Konu geldi ayarlar, profil, bilgiler
bölümüne. Beni aldı mı bir panik. “Kimse bilmesin ben olduğumu” diye başladım
yükselmeye. “Tamam, ben ayarlayacağım. Gizliyeceğim profilini” dedi. Tamam
falan derken bir süre sonra, gene geldiler bana: -“kimse adımı falan görmesin”,
-”tamam kanka”, -”mail adresimi de”, “hallettim bak şuradan yapılıyor” falan
anlatıyor bir yandan da bana. “Ulaşamasınlar istiyorum” dedim. Bu sefer de ona
geldiler -”gerdin beni, tamam yaptım işte” dedi. Tokat gibiydi. Ama kendime de
gelmiştim. Sanki yazacaklarım sansasyonel olaylar çıkartacak; tüm medya,
kameralar bana yönelecek…
Neyse ki gecenin sonunda bu iç ağrımız bitti. Blogum kaba
hatlarıyla oluştu vs… Kalktım eve geldim. Dedim bir açıyım bakıyım kim ne
yazmış, milletin yazdıklarını kurcalayayım, feyz alıyım… Arama satırı arıyorum,
yok. Yani var da, istediğim şeylere ulaşamıyorum. Kişiler... Onlar da yok. Aval
aval baktım ekrana iki saat. Sonra kapadım bilgisayarı ve -eski usul- bunları
kağıda dökmeye başladım. Blogu da face, insta gibi şıp şıp öğrenilecek bir şey
sandım. Mutlaka kolaylıkları vardır ama işte zamanla...
Şu an bloguma neler yazacağım diye düşünüyorum. Sanırım
geçmişimi... Burayı günlük gibi bir şey bellemeliyim zannımca… Ama benimki daha
çok eski günleri yad etmek gibi bir şey olacak. Hadi hayırlısı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder