26 Kasım 2015 Perşembe

Al Sana Blog


   Blog blog blog… Her yerde görüyordum. “Yok o blog açmış, yok bloğunda şunu yazmış” dedikoduları, reklamlarda bloglar, arama motorlarında bloglar, herkeste bir blog sevdası. Dedim neymiş şu blog bi ben de göreyim…

   Bir ara karaladığım bir şeyler vardı. Yayın evlerinden birinin yayın yönetmeni ile görüştüm, “sen bi blog aç kendine, 3000 takipçi kazan da öyle görüşelim” dedi.  Editörüm de ona arka çıkmasın mı.... “Sorasım geldi sen kimden yanasın; blogdan mı, benden mi? “ diye… Hem ben hayatımda 3000 kişi tanımamışımdır, nerden bulacaktım onca insanı da, “hadi şimdi beni izleyin” diyecektim…

   Her ne kadar gözümde büyüse de, kararlıydım. Açacaktım bir blog. Fakat sanal dünyaya o kadar meraklı biri değilimdir. Dedim “Tamam, ben kurcalar eder bunu da yaparım”. Kankamı aradım. Ben heyecanlı, o benden heyecanlı… Yazmak için bir adım daha atacam ya, mutlu hatun. Kolları sıvadık, oturduk pc başına. Tabi o biliyor; “Bu böyle yapılıyor, şu şöyle; arka planı şöyle yapalım, buraya metin yazacaksın, yok şunu yapıştır, bunu yaz, şuna tıkla…”... “Ay dedim yeter. Bana fenalık bastı. Başka zaman yapalım”. O da sevmez hiç bir şeyi yarım bırakmayı. Ama anlamıyor ki benim kafa bu konuda yarım. Anlattıklarının yarısının yarısını bile anlamadım zaten. Bana uzak şeyler… Ben kaçmaya çalıştıkça bitiricez diyo. Yok dedim bunla uğraşılmaz, oturayım bari. Anlattı anlattı anlattı… Konu geldi ayarlar, profil, bilgiler bölümüne. Beni aldı mı bir panik. “Kimse bilmesin ben olduğumu” diye başladım yükselmeye. “Tamam, ben ayarlayacağım. Gizliyeceğim profilini” dedi. Tamam falan derken bir süre sonra, gene geldiler bana: -“kimse adımı falan görmesin”, -”tamam kanka”, -”mail adresimi de”, “hallettim bak şuradan yapılıyor” falan anlatıyor bir yandan da bana. “Ulaşamasınlar istiyorum” dedim. Bu sefer de ona geldiler -”gerdin beni, tamam yaptım işte” dedi. Tokat gibiydi. Ama kendime de gelmiştim. Sanki yazacaklarım sansasyonel olaylar çıkartacak; tüm medya, kameralar bana yönelecek…

   Neyse ki gecenin sonunda bu iç ağrımız bitti. Blogum kaba hatlarıyla oluştu vs… Kalktım eve geldim. Dedim bir açıyım bakıyım kim ne yazmış, milletin yazdıklarını kurcalayayım, feyz alıyım… Arama satırı arıyorum, yok. Yani var da, istediğim şeylere ulaşamıyorum. Kişiler... Onlar da yok. Aval aval baktım ekrana iki saat. Sonra kapadım bilgisayarı ve -eski usul- bunları kağıda dökmeye başladım. Blogu da face, insta gibi şıp şıp öğrenilecek bir şey sandım. Mutlaka kolaylıkları vardır ama işte zamanla...

   Şu an bloguma neler yazacağım diye düşünüyorum. Sanırım geçmişimi... Burayı günlük gibi bir şey bellemeliyim zannımca… Ama benimki daha çok eski günleri yad etmek gibi bir şey olacak. Hadi hayırlısı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder