Gene aynı kafede,
gene aynı grubun buluşması… Ne kadar heyecanlı bir bilsen… ‘Uzun’u görmenin
verdiği heyecan ayrıydı. Ama Taram’ın da aramızda olması apayrı bir güzellik
katıyordu. Ayrılmaz bir üçlüydük. Artık kabullenmiştim. İlişkimiz süresince
Taram hep yanımızda olacaktı. O yüzden beraber geçirdiğimiz zamanı, Taram’ı
umursamadan, tüm ilgimi ‘Uzun’a yönelterek devam ettirmeye karar vermiştim.
Kafeden çıktıktan
sonra Taram, “Sizi bir parka götüreceğim” dedi. Yaklaşık yarım saat kadarlık
bir yürüyüş yolunu önde Taram, peşinde biz gizli saklı el ele tutuşarak
geçirdik. Bir sitenin önünde durduğumuzda, “Parka geldik” dedi. Bir dönüp
çevreye baktım. Park falan yoktu. Apartmanlar ve sitelerin ortasında bir
yerdeydik. ‘Uzun’, “Ben park falan göremiyorum” dedi. Taram, “Beni takip edin”
diyerek, hemen önünde durduğumuz sitenin otopark bariyerinin altından geçti.
İki binanın arasından da geçtikten sonra, gerçekten de bir parka geldik. Tabi
hayal ettiğim gibi değildi. O an, ‘Uzun’la beraber olduktan sonra yerin mekanın
önemi yoktu benim için. Bir çocuk parkı ve hemen yanında da 5-10 ağacın olduğu
bir yeşillik vardı. Çocuk parkı ile yeşilliğin sınırındaki banklara oturduk.
Sohbet etmeye başladık. ‘Uzun’ bana yakınlaşmaya çalıştıkça, çevre
apartmanlardan birileri görecek korkusuyla, sürekli çekingen tavırlar
içerisindeydim. Sarılıyor, elimi tutmaya ve öpmeye çabalıyordu. Taram, “Ben
sizi yalnız bırakayım. Hem bir telefon görüşmesi yapmam gerek” diyerek
yanımızdan uzaklaştı. ‘Uzun’ elimden tuttuğu gibi beni ayağa kaldırdı ve hemen
arkamızdaki yeşilliğe yöneldi. Bankların arasından geçip yeşilliğe inebilmemiz
için, hendek gibi kazılmış yaklaşık bir buçuk metre derinliğindeki bir duvardan
atlamamız gerekiyordu. Ağaçların, yeşilliğin arasında gizlice daha fazla yakınlaşmak
için… ‘Uzun’ duvardan atladı ve sonra dönüp bana yardımcı oldu. Ağaçların ve
uzun boylu bitkilerin arasında kaybolduk. Kimsenin göremeyeceği bir yerdeydik
artık. O anda dudaklarıma yapıştı. Deli gibi öpüşüyorduk ama bir yandan da
içimde yakalanacağız korkusu vardı hala tabi. ‘Uzun’ daha ileri gitmeye
çalıştığında, bunun için burasının uygun bir yer olmadığını söylememle banka
dönmeye karar verdik.
Banka oturdum. Havanın soğukluğundan
dolayı üşümekle beraber, az önce gerçekleştirdiğimiz küçük ön sevişmenin
verdiği heyecanla daha fazla titriyordum. ‘Uzun’ yanıma oturdu ve kulağıma
“Seni istiyorum” dedi. Sonra bir kere daha dudaklarıma yaklaşıp öptü. Çok güzel
öpüşüyordu. Hala unutamadığıma göre epey iyiymiş demek ki…
“Taram hep böyle
yanımızda mı olacak” diye sorduğum andan itibaren soğuk rüzgarlar esmeye
başladı. ‘Uzun’un bir anda yüzü gözü değişti. Uzaklaştı. “O benim dostum” dedi.
Fakat öyle bir ses tonuyla söylemişti ki, sanki bir soru sormadım da dostunu
vurdum. “Hayır, senle yalnız kalıp bir şeyler yapmak istiyorum” dedim. “Neyse
Taram’ı bulalım da geri dönelim. Hem sende eve geç kalma” dedi. İçimden lanet
olsun, neden açtım bu muhabbeti diye geçirdim. Taram’ı aradı, yanımıza geri
geldi. Bu sefer önde ikisi, peşlerinde ben yürümeye başladık. Minibüs yoluna
geldiğimizde, ‘Uzun’ buz gibiydi. O zamanlardaki özgüvenimin verdiği zirve ile
geri adım atma gibi bir niyetim yoktu benimde. İlk gelen minibüse el ederek,
“Size iyi akşamlar” dedim ve binip gittim.
Minibüse bineli
daha birkaç dakika olmuştu ki, telefonuma mesaj geldi. “Lütfen eve vardığında
haber ver” yazmıştı. “Ayrıldığın birini neden merak ediyorsun ki?” diye cevap
attım. “Ayrılmadım ki ben senden bir parçan var içimde sadece onu düşünüyorum
ve düşünüyorum mutluluk bize hasretken ve düşünüyorum yanımda sen yokken…
kalbimde yaşıyorum çünkü en yüce en güzel sadelik bu sarsılmazsın devrilmezsin,
ve yıpranmaz sadece benim kalbimdeyken” diye karşılık verdi. Ne diyeceğimi
bilemedim. Mesajındaki noktalama işaretlerinin eksikliğini çözümlemenin
ardından, uzun bir müddette ne demek istediğini anlamaya çalıştım. Ben açık bir
insanım. Söylediklerim kadar söylenenlerin de net ve açık olmasından yanayım.
Ama onun garip bir tarafı vardı. Sanki benimle yaşamaktansa, içinde beni
yaşıyor gibiydi. E peki o zaman benim bu ilişkideki yerim neydi? Daha doğru
düzgün birbirimizi tanımadan, beni içinde nasıl yaşatabilirdi? O zamanlarda,
bunlar ve ‘uzun’ gizemli geliyordu. Şimdi ise, mesajlarda ve günlüğümde
yazdıklarımı okudukça, bir de üzerine gelecek zaman içerisinde yaşadıklarım
eklenince ne kadar boşmuş diyorum. Neyse o geceye dönecek olursak; ilerleyen
saatlerde, “Evde sıkıntı yok di mi cnm ösledim seni ben:( “ diye yazması bir
nevi içimi rahatlatmış, ilişkimizin devam ediyor oluşunun göstergesi olmuştu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder