26 Aralık 2015 Cumartesi

07.01.2011 Garip Bir Adam

   Gene aynı kafede, gene aynı grubun buluşması… Ne kadar heyecanlı bir bilsen… ‘Uzun’u görmenin verdiği heyecan ayrıydı. Ama Taram’ın da aramızda olması apayrı bir güzellik katıyordu. Ayrılmaz bir üçlüydük. Artık kabullenmiştim. İlişkimiz süresince Taram hep yanımızda olacaktı. O yüzden beraber geçirdiğimiz zamanı, Taram’ı umursamadan, tüm ilgimi ‘Uzun’a yönelterek devam ettirmeye karar vermiştim.
  
   Kafeden çıktıktan sonra Taram, “Sizi bir parka götüreceğim” dedi. Yaklaşık yarım saat kadarlık bir yürüyüş yolunu önde Taram, peşinde biz gizli saklı el ele tutuşarak geçirdik. Bir sitenin önünde durduğumuzda, “Parka geldik” dedi. Bir dönüp çevreye baktım. Park falan yoktu. Apartmanlar ve sitelerin ortasında bir yerdeydik. ‘Uzun’, “Ben park falan göremiyorum” dedi. Taram, “Beni takip edin” diyerek, hemen önünde durduğumuz sitenin otopark bariyerinin altından geçti. İki binanın arasından da geçtikten sonra, gerçekten de bir parka geldik. Tabi hayal ettiğim gibi değildi. O an, ‘Uzun’la beraber olduktan sonra yerin mekanın önemi yoktu benim için. Bir çocuk parkı ve hemen yanında da 5-10 ağacın olduğu bir yeşillik vardı. Çocuk parkı ile yeşilliğin sınırındaki banklara oturduk. Sohbet etmeye başladık. ‘Uzun’ bana yakınlaşmaya çalıştıkça, çevre apartmanlardan birileri görecek korkusuyla, sürekli çekingen tavırlar içerisindeydim. Sarılıyor, elimi tutmaya ve öpmeye çabalıyordu. Taram, “Ben sizi yalnız bırakayım. Hem bir telefon görüşmesi yapmam gerek” diyerek yanımızdan uzaklaştı. ‘Uzun’ elimden tuttuğu gibi beni ayağa kaldırdı ve hemen arkamızdaki yeşilliğe yöneldi. Bankların arasından geçip yeşilliğe inebilmemiz için, hendek gibi kazılmış yaklaşık bir buçuk metre derinliğindeki bir duvardan atlamamız gerekiyordu. Ağaçların, yeşilliğin arasında gizlice daha fazla yakınlaşmak için… ‘Uzun’ duvardan atladı ve sonra dönüp bana yardımcı oldu. Ağaçların ve uzun boylu bitkilerin arasında kaybolduk. Kimsenin göremeyeceği bir yerdeydik artık. O anda dudaklarıma yapıştı. Deli gibi öpüşüyorduk ama bir yandan da içimde yakalanacağız korkusu vardı hala tabi. ‘Uzun’ daha ileri gitmeye çalıştığında, bunun için burasının uygun bir yer olmadığını söylememle banka dönmeye karar verdik.
    
   Banka oturdum. Havanın soğukluğundan dolayı üşümekle beraber, az önce gerçekleştirdiğimiz küçük ön sevişmenin verdiği heyecanla daha fazla titriyordum. ‘Uzun’ yanıma oturdu ve kulağıma “Seni istiyorum” dedi. Sonra bir kere daha dudaklarıma yaklaşıp öptü. Çok güzel öpüşüyordu. Hala unutamadığıma göre epey iyiymiş demek ki…
   
   “Taram hep böyle yanımızda mı olacak” diye sorduğum andan itibaren soğuk rüzgarlar esmeye başladı. ‘Uzun’un bir anda yüzü gözü değişti. Uzaklaştı. “O benim dostum” dedi. Fakat öyle bir ses tonuyla söylemişti ki, sanki bir soru sormadım da dostunu vurdum. “Hayır, senle yalnız kalıp bir şeyler yapmak istiyorum” dedim. “Neyse Taram’ı bulalım da geri dönelim. Hem sende eve geç kalma” dedi. İçimden lanet olsun, neden açtım bu muhabbeti diye geçirdim. Taram’ı aradı, yanımıza geri geldi. Bu sefer önde ikisi, peşlerinde ben yürümeye başladık. Minibüs yoluna geldiğimizde, ‘Uzun’ buz gibiydi. O zamanlardaki özgüvenimin verdiği zirve ile geri adım atma gibi bir niyetim yoktu benimde. İlk gelen minibüse el ederek, “Size iyi akşamlar” dedim ve binip gittim.

   Minibüse bineli daha birkaç dakika olmuştu ki, telefonuma mesaj geldi. “Lütfen eve vardığında haber ver” yazmıştı. “Ayrıldığın birini neden merak ediyorsun ki?” diye cevap attım. “Ayrılmadım ki ben senden bir parçan var içimde sadece onu düşünüyorum ve düşünüyorum mutluluk bize hasretken ve düşünüyorum yanımda sen yokken… kalbimde yaşıyorum çünkü en yüce en güzel sadelik bu sarsılmazsın devrilmezsin, ve yıpranmaz sadece benim kalbimdeyken” diye karşılık verdi. Ne diyeceğimi bilemedim. Mesajındaki noktalama işaretlerinin eksikliğini çözümlemenin ardından, uzun bir müddette ne demek istediğini anlamaya çalıştım. Ben açık bir insanım. Söylediklerim kadar söylenenlerin de net ve açık olmasından yanayım. Ama onun garip bir tarafı vardı. Sanki benimle yaşamaktansa, içinde beni yaşıyor gibiydi. E peki o zaman benim bu ilişkideki yerim neydi? Daha doğru düzgün birbirimizi tanımadan, beni içinde nasıl yaşatabilirdi? O zamanlarda, bunlar ve ‘uzun’ gizemli geliyordu. Şimdi ise, mesajlarda ve günlüğümde yazdıklarımı okudukça, bir de üzerine gelecek zaman içerisinde yaşadıklarım eklenince ne kadar boşmuş diyorum. Neyse o geceye dönecek olursak; ilerleyen saatlerde, “Evde sıkıntı yok di mi cnm ösledim seni ben:( “ diye yazması bir nevi içimi rahatlatmış, ilişkimizin devam ediyor oluşunun göstergesi olmuştu. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder